Kapitalist Gölgede Ramazan

davul

Mübarek Ramazan ayına girdiğimiz şu günlerde, “bu aydan beklentileriniz nedir?” diye bir soru sorulsa, herhalde karşıdaki kişiye verdiğimiz cevapla kendi iç pazarlığımızdaki beklentiler arasında çok büyük farklar olacağı kesin. Sahi, kendi toplumumuz olarak Ramazandan ne bekliyoruz?

Daha farklı biçimde soracak olursak, Ramazan ayı bize hangi manayı ifade ediyor? Herhalde bu sorulara verilecek cevaplar, toplumdaki her kesim için farklı farklı ve bağıntısız olacaktır.

Yıl içinde 11 ay boyunca herhangi bir bağlayıcı düzene alışmış bir insanın, bir aylık bir dönem için tamamen farklı bir düzene geçmesini bekleyemeyiz. Söylediğimizi biraz daha açacak olursak; toplumumuz, tamamen ekonomik bir çizgide, kapitalizmin yoğun bir biçimde teneffüs edildiği bir ortamda yaşamaktadır. Bu ortamın gerektirdiği; kazanma hırsı, fırsatlardan istifade, monoton iş hayatı gibi birçok alışkanlıklar hayatımızı bu düzene bağlar. Bu bir nevi esrarkeşliktir. Bir kere bulaşmak ölene kadar bırakmamayı gerektirir. Bırakmak içinse çok sağlam bir iradeye sahip olmak şarttır.

Bu yüzden yıl boyunca kapitalist bir düzenin pistonları olan bu insanlar Ramazan gibi mübarek bir ayı bile kendi düzenlerine uydurmakta bir sakınca görmezler. Yıl boyunca kan emen bu sülükler, Ramazanda da boş durmaz, her fırsatta kapınızdan, bacanızdan, salonunuzun başköşesindeki televizyonunuzdan binaenaleyh her yerden bir işgal hareketi başlar.

Ramazan deyince aklımıza gelen, bize özgü bir “Ramazan Davulcusu” vardır. Eskiden bu iş için fazla bir şey istemeyen, aksine; “Ramazan bereketi sevaptır”, diyerek hayrına yapan insanlar, şimdilerde büyük şehirlerde bu işin de mafyasını kurdular. Milyonluk şehirleri uyandırmanın, kapı kapı dolaşıp adeta haraç toplamanın, yetmedi bunu her sene yapabilmek için bu iş üstünde tekelleşmenin kapitalistçe bir hırsı oluştu.

Televizyonlar işin en alacalı bulacalı kısmı. Bütün sene boyunca “reyting” için akla gelmedik acayiplikler yaparak kendilerini kasan bu adamlar, Ramazan’a aç kurtlar gibi saldırır. Hemen ilahiyatçı, hacı-hoca meşhur olmuş kim varsa ekranlara çıkartılıp konuşturulur. Halka, telefon bağlantılarıyla saçma sapan dağınık konular halinde soru sordurulur. Modern çağın getirdiği bir takım yeniliklere karşı dinin hangi duruşu sergilediği öğrenmek istenilir. Üstelik bunda o kadar ısrar edilir ki karşıdakinin zorlanması halinde iş tamamen şova döner. Belki hakikaten bir şeyler öğrenmek için televizyonunu açan samimi, iyi niyetli insanlar bıktırılır. Sahur vaktindeki ekstra izlenme payı ve bu sürede dönecek olan reklam gelirleri medya patronlarının ceplerini doldurur.

Gazeteler her sene aynı şeylerle, orucun bozulup bozulmadığıyla ilgili polemik yaratarak gazete tirajını artırırlar. Bir de vazgeçilmez olarak her gazete bir Ramazan köşesi açar, hepsi aynı konuda farklı şeyler anlatır. Toplumun kafası allak bullak olur. Düşünmesi, Ramazan’ı yaşaması engellenir. Ramazanla birlikte gelen yeni fırsatlara toplumun ayak uydurması sağlanır.

Herhangi bir işte çalışanlar için Ramazan hemen üzerinden atılması gereken ayrı bir yüktür. Bu düzende iş şartları, saatleri asla Ramazan’a veya Ramazanla birlikte hayatına biraz dinî şeyler katmak isteyen birisine uymaz. En sonunda bununla baş edemeyen çalışan teslim olur ve Ramazanın hemen geçmesi için bin bir arzular duyar.

Genelde İslami denen bir tavır sergileyen gruplar veya bunun en iyi yansıması olarak “İslami medya”, asla yaşanmayacak, ulaşılmayacak bir Ramazan anlatıp durur her yerde. Televizyonlarda, sohbetlerde bunu samimi olmaya çalışan bir duyguyla izleyen Müslüman, ahlanır vahlanır, program ya da sohbet bitince kanal veya ortam değişir, her şey eski haline döner. Yaşanan bıkkınlık ve psikolojik yükler bunun ekstrasıdır. Bir de son dönemde tamamen müzik faciası olan ilahiler sıkça çalınır. Bunu dinlemek Ramazan orucu gibi gerekli gösterilir. Satış listelerine eklenen, satılmamaktan pas tutmuş, kaliteden uzak, Kur’an hatmi setleri ve türevi şeylere hiç girmek istemiyorum.

Yiyecek endüstrisi ise tamamen bataklığa döner. İnsanlara medya aracılığıyla her gün iftarda, sahurda neler yenilmesi gerektiği kanser gibi vücuduna sokulur. Önerilen menüler, malzemeler ülkemizin %70 bir kesiminin asla ulaşamayacağı, hayatında tatmadığı, görmediği şeylerdir hep. Adeta alışveriş merkezleri podyumlarda boy göstertilir.

Bu ve bunun gibi bir sürü çıkar eksenli kapitalist düzenin araçları için Ramazan, eşi bulunmaz bir nimettir. Biz Müslümanlar için ise Ramazan, Allah’a yakın olmanın, ibadetin zevkini yakinen tatmanın, akrabalar ve yakın çevre arasında yapılan sıcak iftar ve sahur sohbetlerinin yapıldığı, bir ay olmaktan çıkıp adeta kapitalist bir kangren halini almıştır.

Max Weber’e göre, kapitalizm ile kaba kazanma güdüsü, aç gözlülük aynı şey değildir. Max Weber’e tamamen katıldığımızı söylemekle birlikte, aynı şey olmadığını destekliyoruz ve ekliyoruz: Aynı şey değildir, çünkü kapitalizm bu duyguları tatmin için kullanılan araçlardan bir tanesidir. Bu uğurda ise hiçbir insani değer malzeme olmaktan kurtulamaz.

İnsanlar kapitalizm ile bu ve bunun gibi sülük duygularını beslemekte sakınca görmezler. Üstelik Ramazan gibi temiz bir ay bile bu sayede çamura bulanır, bataklığa saplanır. Her sene sırtta taşınan ağır bir yük olur Ramazan. Fakat Ramazan’ın kendisi değil beraberinde gelen bu pisliklerdir yük olan. Gülü seven dikenine katlanır hesabı bir satış var ortada. Şimdilerde buna meşhur bir söylem olarak “din tacirliği” diyorlar. Bunu biraz özelleştirelim; bunun adı, Ramazan tacirliği…

Reklamlar

3 Yanıt to “Kapitalist Gölgede Ramazan”

  1. Hanor Says:

    Biz de bu yazının ticaretini yaparak pastadan yerimizi alalım!!! İdealist olmak insani eylem planından çoğu zaman uzaklaştırır, acaba ben de bu çarkın feleğinde yer alırsam / alıyorsam dedirtir… Bu yüzden bazen Platon’a değil Aristo’ya hak vermek gerekir bu tarz eylemleri yaparken… Saygılarımla…

  2. tenkit Says:

    Tüm dileğim, insanlarımızın etraflarında olup bitenleri gerçek anlamlarıyla kavrayabilmeleri ve buna göre kendilerince gayret sarfedebilmeleri. Konuyu oldukça doğru tesbitlerle yorumlamışsınız. Teşekkürler

  3. temel fıkraları Says:

    bu oldukça faydalı bilgi için çok teşekkür ediyorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: