Büyük Ortadoğu Projesi-4

Sünni-Şia yerleşim

2. BOP’ un İslam Söylemi:

Buraya kadar ele aldıklarımızla İslam ve onu yaşayanlar olarak İslam dünyasının BOP ile çok yakından ilişkisi bulunduğunu ve BOP’un tamamen İslam dünyası üzerinde uygulanan ve uygulanmaya devam edecek olan, yaşayan İslam’ı da etkileyen, dünyaya bakışını değiştiren bir proje olduğunu söylersek sanırım yanlış olmayacaktır.

Yukarıda zikrettiğimiz, Cheney’nin sözlerinden de anlaşılabileceği gibi Müslümanlar dünyevî sebeplerden dolayı psikolojik yani manevî yönden bunalıma girmişler, bu yüzden de insanî erdemlerini kaybetmiş, barbar toplumlar olarak lanse edilir. Müslümanları bu noktaya getiren ise İslam Dini ve onu yaşayanların eskiye dönme arzularıdır.

Bu söylemlerin ne kadar tutarsız olduğunu yukarıda zikrettik fakat durum sanıldığı kadar kolay algılanabilecek bir mesele değildir. Medyanın dünyada ne kadar önemli bir güç olduğu artık reddedilemez bir konumdadır ve dünya kamuoyu hala İslam’ı ve onun yaşanan dünyasını anlayamamaktadır. İslam büyük ölçüde, medyanın gücünü elinde tutan ABD yoluyla dünya kamuoyuna tanıtılmaktadır.

BOP çerçevesinde İslam dünyasına yeni elbiseler giydiren ve giydirmeye çalışan, sürekli aynı kalıpta değişiklikler yapan ABD’nin hazırladığı en büyük ve gösterişli elbise ise “TERÖR” elbisesidir.

“1990’lı yıllardan beri İslam dini, şiddet ve terörle birlikte düşünülür hale gelmiştir. Ortadoğu’da şiddet eylemlerine katılanların Müslüman olmaları ve İslami söylem geliştirmeleri terörün başına İslam ibaresinin koyulmasına neden olmuştur. Müslümanların yaşadıkları bölgeler, şiddetin ve terörün kaynağı olan yerler olarak görülmektedir.

İslami terör, militan İslam gibi kavramlar dünya siyasi literatürüne 1980’li yıllardan sonra soğuk savaşın sona ermesinden sonra girmiştir. Fakat terörist kavramıyla Müslüman kimliğinin özdeşleştirilmesi, 11 Eylül saldırıları sonrasında ABD Afganistan’a ve Irak’a terörün kaynağını kurutmak amacıyla girdiğini söylemektedir.”[1]

Bu anlayışın yerleşmesinde çağdaş oryantalistlerin katkısı büyüktür. Oryantalist gelenekte var olan doğu ile ilgili ön yargılı ve emperyal güce yol gösteren ve onun tahakkümünü meşrulaştırmaya yönelik bilgi akışı ve akademik alt yapı hazırlama olgusu günümüz modern oryantalizmde de devam ettirilmektedir. Ortadoğu’daki herhangi bir çatışma ya da İslami terörden bahsederken camide namaz kılan insanların görüntülerinin ya da ezan seslerinin görsel medyaya taşınması bu denklemi dünya kamuoyu nezdinde kuvvetlendiren unsurlar olmuştur.

Müslüman toplumların yaşadıkları bölgeler terör ve şiddet için en elverişli bölgelerdir. Okuma yazma oranı gelişmiş ülkelerle mukayese edilemeyecek kadar küçüktür. Kadın-erkek eşitliği konusunda sorunlar vardır. İnsan hakları ihlalleri maalesef bir türlü önlenememektedir. Hukukun üstünlüğünün bir değer olarak kabul edildiğinin göstergelerini bulmak biraz zordur. Müslümanların önemli bir kısmı, Osmanlı şemsiyesinin kırılmasından sonra harita üzerinde cetvelle çizilen sınırlar içerisinde, batılıların kuklası diktatörler tarafından yönetilmektedir… İslam dünyası, özellikle son iki asırdır ‘yüksek güven kültürü’ yaratacak konumdan uzaktır. Bu güvensizlik ortamında Müslüman toplumlar hem kendi içinde hem de çevre ülkelerle çatışma durumundadır. Özellikle 11 Eylül sonrasında ABD ve AB ülkeleri Müslüman ülkeleri kendi güvenlikleri açısından tehdit olarak görmeye başladı, tavırlarını sertleştirdiler. Ve bu bölgelere şiddet ve terörün kaynağı olduğu gerekçesiyle müdahale etmeye başladı. Zaten son iki asırdır Avrupa ülkeleri çeşitli nedenlerle bu bölgelere müdahale etmekteydiler. Dolayısıyla bu bölgeleri kendi gerçeklerini tehdit eden şiddet ve terörün kaynağı olarak görmeleri gerçekleri tam anlamıyla yansıtmamaktadır.[2]

11 Eylül küresel anlamda terör yüzyılını başlatmıştır. Başkan Bush, 11 Eylül 2001’de yaptığı radyo konuşmasında 11 Eylül terör eylemlerinin aslında ABD’ye açılmış bir savaş olduğunu söylemiştir. Bush, 11 Eylül’den sonraki süreci “Haçlı Seferi” olarak adlandırmıştır. Bu durum dil sürçmesi bile olsa incelemeye değer bir açıklamadır. Ayrıca, 6 Kasım 2001’de “Terörizmle Mücadele Konferansında, hiçbir ulusun bu mücadelede tarafsız olamayacağı iddia edilmiştir.[3]

BOP’ un kapsadığı alan bakımından tamamen İslam ülkelerini kapsayacak şekilde tasarlanması bu bölgede yaşayan halkların da ABD açısından önemi büyüktür. Bu durum bu bölgede yaşayan insanların ABD karşıtı olup olmamasını önemli ölçüde etkiler.

Şimdiki durumda İslam ve ABD arasında doğrudan bir savaş yoktur. Ancak İslam adına ABD’ye karşı dolaylı bir savaş yapanlar vardır. 11 Eylül saldırılarının ardında olanlar da İslam adına savaş verdiklerini öne sürmektedirler görüşündedir. Irak’ta, Filistin’de, Afganistan’da ve özetle İslam Dünyası’nda yaşananlar göz önüne alındığında, bu çarpık bir yaklaşım olmaktadır.

Askeri işgalin yaşandığı Afganistan’da ve Irak’ta ortaya çıkan eylemsel direnç, önemli boyutlardadır. İslam Dünyasındaki post-modern haçlı seferinin, Batı tarihinde yaşanan deneyimlere benzer şekilde edilgen bir reaksiyon yaratmasını bekleyen ABD, Müslümanların güçlü dinsel inançlarından kaynaklanan kültürel zemini ıskalamaktadır.[4]

SONUÇ

Son iki dünya savaşından galip çıkarak dünya hâkimiyeti sağlayarak II. Dünya Savaşından itibaren bunu sürdüren Amerika, soğuk savaşın bitmesi ve Sovyet Rusya’nın dağılmasıyla beraber kaynak arama ve hâkimiyeti sürdürme politikasına yönelmiştir. Bunun adına ise “Yeni Dünya Düzeni” demiştir.

Bu sebepten dolayıdır ki ABD’nin tüm hedefi, dünyada önemli kilit noktalardan birisi olan Ortadoğu’yu hâkimiyet alanına katarak sistemini yürütmek ve sürdürmektir. Böyle dünya hâkimiyeti devam edecek ve hiçbir ona yetişemeyecektir.

Bu projenin arkasında hangi dini, siyasi ve ekonomik söylem olursa olsun başlıca amaç bu gücü ele geçirmek ve onu geleceği şekillendirecek şekilde kullanmak olacaktır.

Ne yazık ki bu durum son iki yüz-üç yüz yıldır sömürgecilerin istilasına uğrayan İslam Dünyası için pek de iç açıcı değildir. Çünkü Ortadoğu demek İslam Dünyası demektir.

KAYNAKLAR

Bilbilik, Erol, Nato-İstanbul Zirvesi ve Geniş Ortadoğu Stratejisi, Otopsi Yay., İstanbul,  2004.

Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, Milliyet Yayınları, İstanbul, c. 17.

Evcioğlu, Yaşar Kemal, ABD’nin Yeni Ortadoğu Perspektifi-Güvenlik Stratejisi, Enerji ve Din Boyutlarından Büyük Ortadoğu Projesine Bakış( yüksek lisans tezi ), Kocaeli, 2005.

Gürler, Ali İhsan, Amerika Birleşik Devletlerin Yeni Büyük Ortadoğu Projesi ve Bush Doktrini (yüksek lisans tezi), Gebze, 2005.

Kaynak, Mahir-Gürses, Emin, Büyük Ortadoğu Projesi, Timaş Yay., İstanbul, 2007.

Tangülü, Beyza, Büyük Ortadoğu Projesi( yüksek lisans tezi ), Sivas, 2006

Tekkaya, Dicle, Büyük Ortadoğu Projesi ve Türkiye’nin Konumu (yüksek lisans tezi), Ankara, 2007.



[1] Tangülü, Age., s. 56.

[2] Tangülü, Age., s. 57

[3] Evcioğlu, Age., s. 121.

[4] Tekkaya, Age., s.62-63.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: